BASINDA KÖYÜMÜZ
BASINDA KÖYÜMÜZ

KARA SADRAZAM

BAYBURTLU BİR SADR-I AZAM VARDI -
KARA İBRAHİM PAŞA



"Tarih-i Ebül Faruk Tarih-i Osmani" adlı Mehmed Muradın yazmış olduğu çok değerli tarih kitabının yedinci cildinin mukaddemesinde yer alan: "...Tarih-i Osmani henüz yazılmamışdır..." yazısını okuyunca donup kaldım. Çünkü bu yazının üzerinde bulunduğu eser 'birinci tab' olup, Dersaadet'te 1332 (1916) yılında yayınlanmıştı, daha Cumhuriyetten eser bile yoktu. Yani daha Osmanlı dönemidir bu günler.
Eser elimde, uzatmalı küçük arkadaşım Aytaç Koman'ın ünlü makarna gününe katılıyorum. Bir aralık saygı duyduğum değerli bir Hoca Efendi Osmanlıca olan eseri eline alıp, bana bazı yerleri okumamı istedi. İyi düşüncelerle çok okunaklı olan yazıları okuyunca Hoca Efendi: 'Bunlara ne gerek var...' gibisinden söz edince şaşırıp kaldım.
Gerçekten geçmişimizi araştırmamıza hiç gerek yokmuydu? Ortaya koyulan geçmişteki olayların, günümüzde olsun gelecekte olsun hiçmi bir yararları olmayacaktı?.. Diye düşünürken bu tarihçe üzerinde kırmızıyla altlarını çizdiğim yazılara bir kere daha göz atmak gereğini duydum. Bakınca gördüm ki öyle hiç de önemsiz bir konu değilmiş, burada yaptığım araştırma.
Şu ana kadar üzerinde durduğum bir konuyu açıklayabilmek için Osmanlıca yazılmış yada yeni yazılarla yazılmış çok sayıda eserler karıştırdım; Bayburtlu Kara İbrahim Paşa'nın çok ilginç yaşantısını bulup, ortaya koymak için. 'Ne çıkar...' demeyin. Bayburtlu Kara İbrahim Paşa'nın Türk Tarihi içerisinde çok çok ilginç bir yeri bulumaktadır.
Kara İbrahim Paşa ile ilgili araştırmalarıma ilk olarak Atatürk Üniversitesi'nin kütüphanelerinden başladım. Buradaki çok değerli Osmanlıca belgelerden azda olsa bazı bilinmezlere doğru yol almış oldum. Peşine 'BVB' nin yani kendi belgelerimi araştırmak gereğini duydum. Gördüm ki Paşa'nın kişiliği tamamen yazanların kişilikleri ile sınırlanmış görünüyor. Şaşırıp kaldım.
Elimdeki Osmanlıca bir belgede Kara İbrahim Paşa'dan söz ederken: "Hinzeverek Bayburt'ludur" yazısını okuduğumdan, bu köyü görmek için can atmaya başladım. Nasip oldu, bilimsel bir gezi anında o köyüde görmüş oldum.
Rahmetli Hacı Osman Okutmuş Abinin sözleri bugünkü gibi kulaklarımda çınlıyor: "-Eğityar, o köyün adı Paşa Hinzeverek!... Önceleri burada bir Paşa varmış, O'ndan dolayı Paşa Hinzevereği derlermiş."
Bayburtlu Kara İbrahim Paşa'nın Osmanlı tarihine ilk geçişini Kara Mustafa Paşa'nın Osmanlı Tarihine ilk girişiyle birlikte olduğunu görmekteyiz. Önceki olayları önemsemez, saymazsak bu durum söylediğim gibidir.
"Köprülü Zade Fazıl Ahmed Paşa Edirne yolunda, bir çiftliğin kulübesinde vefat etmiş. Mühr-ü Sadaret biraderi Mustafa Bey kendi (eli) ile Padişaha takdim ve iade etmiş. Padişah düşünmeksizin, kimseye danışmaksızın Mir Ahur Kara İbrahim Ağayı çağırtmış, has Ahurundan mükemmel donanmış bir at ile Mühr-ü Sadareti damat Kara Mustafa Paşaya göndermiştir. (2 Ramazan 1087)" Yukarıda söz ettiğim eserin 296. sahifesinden aldığım bu bölümden şunu daha iyi anlamış oluyoruz. Birincisi Kara Mustafa Paşa'ya ilk Sadr-ı Azam mührünü (Bayburtlu) Kara İbrahim Ağa götürmüştür. Diğer bölümlerdende anlaşılacağı üzere Kara Mustafa Paşaya damat denilmesinin nedeni kendisinden önce Sadr-ı Azam olan Köprülü Zade Fazıl Ahmed Paşanın kızı ile evli olmasından kaynaklandığını, köprülüler saltanatının sürmüş olduğuna da yetim olarak alıp, paşa konağında evlatlık olarak büyütüp, kızınıda ona vermiş olmasıyla anlatanlar olmuştur. Kara Mustafa Paşa Sadr-ı Azam olunca ilk icraat olarak "Kara İbrahim Ağa'ya Vüzerat tevcih etmesi" gösterilir. Viyana seferine giderken Belgratda padişah nezdinde kendine kaymakam olarak bıraktığı'da yine Bayburtlu Kara İbrahim Paşa idi.
İbret alınacak olayları yaşamış olan Bayburtlu Kara İbrahim Paşa'nın daha önce devlete isyan ederek, çokca merdivenlerden geçip, uzunca bir süre "Kapdan-ı Derya'lık" bile yaptığı artık biliniyor. Yukarıda sözünü ettiğimiz Kara Mustafa Paşa'nın Bayburtlu Kara İbrahim Paşa'nın kayınpederi olduğunu bilmem biliyormusunuz? Kara Mustafa Paşa'nın Kara İbrahim Paşa'dan kız torununun da ilerki günlerde bir Kapdan-ı Derya olacağını kim bilebilirdi ki...


Elimize geçen bu küpür Haber 69 dergisinden alınmıştır. Fakat elimizdeki kopide hangi senenin sayısı olduğu yazmadığından belirtemiyoruz. Bilenler bize bildirirlerse bizde buraya yazarını ve senesini belirtmekten mutluluk duyarız. Zira memleketimizle alakalı bu tür araştırmaların teşvik edilmesi gerektiğine inanıyoruz.



KARA IBRAHIM PASA

HINZEVEREK KÖYLÜ SADRAZAM - KARA İBRAHİM PAŞA


Bayburt ile ilgili tarihte yer alan, ancak bizler tarafından bilinmeyen çok şeyler vardır. Bunların unutumaması ve geleceğe aktarılması, konuların açığa çıkarılması gerektiğine inandığımdan dolayı, kendi çapımda gücüm yettiği kadar da araştırmalarıma devam etmekteyim.

Bazı nedenlerden dolayı Trabzon´a yerleştim. Burada çok sayıda kütüphane ve çok sayıda kişilerde kaynak kitaplar var. Trabzon Halk Kütüphanesi`nin elli bini aşkın kitap sayısı, Belediyeye ait Tarih Kütüphanesi ve Üniversitenin kütüphaneleri başta gelmektedir.

“OSMAN BAYBURDİ“ adlı tarihçimizin varlığını, 31 Ocak 2002 tarih ve 4530 sayılı Bayburt Postası gazetemizde, İsmail Hamdi Danişmendi`nin, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisinin 4. cildinin 861 ve 3. cildinin 99- 200. sahifelerinde olduğunu, Osmanlı Tarihi ilk yazanlardan bir Bayburtlunun varlığını yayınlamış, daha geniş bilgilerin ise Nihal Adsız`ın kütüphanesinde, yazarımıza ait TEVARİH-İ CEDİD MİR-AT-I CİHAN (Umumi İslam Tarihi) bulunabileceğini belirtmiştik. İnşallah birileri bu bilgilere bir gün ulaşır.

Bu konularda araştırmalarıma devam ederken, TÜRKLER adlı kaynak kitapların 8. cildinin 160. sahifesinde, Akkoyunlular bölümünde, Bayburt Hinzeverek köyünde doğan ve Sadrazamlığa kadar yükselen “KARA İBRAHİM PAŞA“ ile ilgili bilgilere rastladım. Şaşkınlığım ve heyecanla konuyu genişçe taradım.

“ÇATALÇEŞME KÖYÜ CAMİİ“ nin Akkoyunlular elinde sürekli bulunduğunun, XV.yy. sonu ile XVI.yy. başlarında yapıldığını, mimari tarzının incelendiğinde ise defalarca onarım geçirdiğini, onarımın birini ise, Hinzeverek köyünde doğup, sonra Sadrazamlık mevkiine kadar yükselmiş Kara İbrahim Paşa ile de alakalı olduğu düşünebilir.

1683 yılında Sadrazam olan Kara İbrahim Paşa`nın bu camiyi onarmış olabileceği ihtimaldır denilmekte. Camii, duvarları ve minaresi yenilenmiş, içten ikiye ayrılmış tramplar üzerine oturan tek kubbeye sahiptir, denilerek yazı devam etmektedir. Malumunuz bu cami, Vakıflara ait ve koruma altına alınmış, tescillidir.

Benim konum Cami ile ilgili olmayıp ancak, Kara İbrahim Paşa`nın bir Bayburtlu olması ile ilgilidir. Daha geniş kaynak kitaplara ulaşarak, Kara İbrahim Paşa ile ilgili bilgiler edineceğimi umarken; Hinzeverek köyüne ve muhtarlığına ve tarihçi Bayburtlulara da bu bilgiler bir ön bilgi olarak armağan olsun istedim.

Kitap ile ilgili geniş bilgi vereyim: TÜRKLER, Yeni Türkiye Yayınları, Semih Ofset, Ankara 2002. Konu ile ilgili bilgi ise “Akkoyunlular Bölümü, Cilt 8, Sahife 160“ dadır.

Bayburt Tarihi sayfalarında olan ve bizler tarafından bilinmeyen nice insanlarımız vardır. Değerlidirler; onları anmak, onları bilmak, gelecek kuşaklara aktarmak da bizlerin görevi olması gerek...

Selamlar.

Trabzon, Köksal GEDİK





MADEN

Yıllardır bir türlü gerekli altyapı, fizibilite çalışmalarına gereken önem verilmediği için ilimizin yer altı zenginliklerinden haberimiz olmadı.
Maden Teknik Arama Müdürü ile Bayburt Milletvekili Fetani Battal yaptıkları görüşmeler sonucunda artık ilimizde yer altı zenginlikleri ile ilgili çalışmak üzere teknik bir ekip ilimizde çalışmalarına başladı.
Hem yer altı zenginliklerimizin, hemde sanayi ile ısınmada bir çok avantajıda beraberinde getiren doğalgazın ilimize 2006 yılında ulaştırılması için çalışmalar hızlı bir şekilde sürdürülmektedir. Demirözü ile Arpalı da kurulan şantiyelerde doğalgazın bölgemize en kısa süre içerisinde ulaşmasını sağlamak için yaklaşık 300 kişi çalışmaktadır.
Yine ısrarlı girişimlerle Demirözüne bağlı Çatalçeşme Köyümüzde Ytong hammaddesi olan Silisyum oranı yüksek toprağın değerlendirilmesi için özel sektörle bir çok görüşme yapan Bayburt Milletvekili Battal, bu hafta içerisinde hem Ytong Genel Müdürü Nabi Özdemir, hemde Botaş Genel Müdürü Salih Paşaoğlu ile Genel Müdür Yardımcısı Şakir Arıkan'la ilimiz adına sevindirici sonuçlar doğuracak çalışmalara imza atmış bulunmaktalar.
Ytong hammaddesinin tam üzerinden geçmekte olan doğalgaz boru hattının güzergahının değiştirilmesi sonucu ilimizde Ytong üretim fabrikası kurulma çalışmaları başlayacaktır. Kısa sürede çalışmaları başlayacak olan bu fabrikada yaklaşık 200 kişi istihdam edilecektir. Yan kolları ile hem ilimizin işsizlik oranı azalacak, hemde inşaat sektöründe yeni atılımlar sağlanmış olacaktır.

Bu haberde kopi şeklinde elimize geçti. Bu haber hakkındada detaylı bilgi sahibi olanlar bildirirlerse buradan açıklarız.